Skip to content
EnglishTürkçe
Yalova Resimleri
 
Şuan Burdasın: Mainpage arrow Centre arrow Sugören Köyü
Sugören Köyü Print
There are no translations available

Yalova‘nın güneyinde,Orhangazi‘nin kuzeyinde,Orhangazi-Yalova karayolunun 2 km. doğusunda,Yalova‘ya 17 Orhangazi‘ye 12 km. uzaklıkta Bursa–Yalova  il sınırının kesiştiği bölgede,içme suyu bol,havası temiz,yaz aylarında ılık,kış aylarında soğuk ve sisli...

Denizden 450 m. yüksek , evleri bahçeli , nizam içinde iş yerlerine her gün yenisi eklenen , güleç yüzlü insanların kaynaştığı bir köy.”O köy bizim köyümüz.”. O köye Sugören köyü derler.Tarihi yaşantısı 17.yy ‘a kadar uzanır.

1930 yılından önce Bursa ili Orhangazi ilçesi Yeniköy bucak merkezi yönetiminde bulunan Sugören Köyü Atatürk ‘ ün emriyle Yalova ilçesi mülki yönetimine bağlandı.

 1946-1947 ders yılında köyde görev yapan öğretmenler köy adının Sugören ’e dönüştürülmesini önerdiler.

Muhtar Tevfik Dereli önerilen köy adını Yalova Kaymakamlığı‘na duyurdu . İç işleri Bakanlığı Çengiler adının Sugören ’e dönüştürülmesini uygun buldu .Böylece köyümüz 1948 yılında yeni kimliğine  kavuştu. 

Toprak Yapısı:

    Köyün kuzeyinde yer alan 550 ve 600 rakımlı yaşlı tepeler doğuya doğru tatlı meyille yükselirler . 900 rakımlı tepede en yüksek doruğa ulaşır. Batı yönünde önce ikiye ayrılır ; kollardan birisi Yalova doğrultusunda uzaklaşır . Esadiye köyünün kuzeyinde engebeli arazi parçasını oluştur.

      Güneye yönelen diğer tepe uzantısı 45 derecelik açı ile köyün içine girer.Köyün ortasında iniş hızını kaybeder , iki yöne bölünür .Güneye uzaklaşan tepe uzantısı eğri dere ‘de sona erer. Az meyilli dalgalı arazi parçasını oluşturur; batıya yönelen tepe uzantısı mezarlık bölgesinde balık sırtı görüntüsünü alır. Buradan güneye bakıldığında İznik gölü , kuzeybatıya bakıldığında Marmara denizi görülür. Bu özelliği dikkate alan köy yönetim kurulu köyün adını Sugören ‘ e dönüştürmeyi uygun buldu.

      Balık sırtı tepe uzantısına düşen yağmur ve kar damlalarının bir bölümü İznik gölü ‘ne diğer bölümü Marmara denizine dökülen derelerde toplanırlar.

    Mezarlık tepesinde alçalmaya başlayan tepe uzantısı 2 km. batıda denizden 340m. Yüksek Sugören geçidine en düşük noktaya ulaşır . Yalova – Orhangazi devlet yolu bu geçitten geçer. Bu bölgede atağa kalkan tepe uzantısı çeşitli yönlerde yükselmeğe başlar.

Toprak özelliği:

    Köyün kuzeyinde kalan yaşlı tepelerin toprak yapısı sarı renkli , kumsu görüntülüdür. Güney ve batıda yer alan dalgalı toprak yapısı killi ve köy halkının ak toprak adının verdikleri yumuşak yapılı kireç tortusundan oluşmuştur. Ak toprak tabakalarının altında kara renkli linyit kalıntıları görülür. Ak toprak incelendiğinde böcek kabuklarına rastlanır.Sugören köyü ile Orhangazi arasında kalan dalgalı arazi parçasında tarıma uygun kara topraktan oluşan küçük düzlüklere rastlanır. Bu düzlükler köyün en verimli tarım alanlarını oluştururlar.

Kayalık bölgeler :

     Köy sınırı içinde kayalık ve taşlık alanlar yok denecek kadar azdır. Ayazma çeşmesinin bulunduğu bölgede 2 – 3 dönümü geçmeyen kireç taşı , yaşlı tepelerin üstünde çok az sayıda çürük içerikli , volkanik özellikli , kara kızıl renkli taş yığınlarına rastlanır. Geniş alana yayılmadan taş yığınlarına arazinin yapısını etkilemezler.

Köyün yerleşim alanı :

 Eski çağlarda toprak kaymasına uğrayan Ortaköy ve Sugören köyü şeridi üstünde oluşan düzlükteoluşturulan yerleşim alanı yaklaşık 600 m. Genişliğindedir. Köyün doğusundan Ortaköy deresi geçer.Köyün.genişlemesini.önler.

Köyün batısı oldukça düzdür.Her yıl artan nüfus sayısının karşılayacak , konut yapımını kolaylaştıracak genişlikte değildir. Köyün Yalova – Orhangazi  kara yolunun bulunduğu bölgeye kaydırılması zorunludur...
 

Bitki Örtüsü :

    Sugören köyünün kuzeyinde , yaşlı tepelerin güney ve kuzey yamaçlarında yer alan genç meşe ve gürgen ormanları 1925 yılında köye yerleşen göçmenlerin saldırısına uğradı.Konutlarını ormandan kestikleri ağaçlarla tamamladılar. Geliri kısıtlı kişiler hiç bitmeyecekmiş gibi orman varlığına balta salladılar ,kesilen ağaçları yakın ilçe pazarlarında sattılar .

    Ağaç diplerinden süren filizleri keçilere yedirdiler , orman içinde açılan tarlalara patates ektiler , ilk yıllarda bol ürün aldılar ,yaprak gübresi gücünü yitirdi. Büyük umutlarla başlatılan patates tarımından vazgeçildi.

İkinci dünya savaşından sonra orman işleri genel müdürlüğü yok edilen orman alanlarının bir bölümüne  çam fidanı diktirdi