Skip to content
EnglishTürkçe
Yalova Resimleri
 
Şuan Burdasın: Anasayfa arrow Yalova'ya Yaptıkları
Yalova'ya Yaptıkları Yazdır

SITMA İLE MÜCADELEYİ BAŞLATMASI

Yalova, Cumhuriyetin ilk yıllarında insanların yaşamak için tercih ettikleri bir yer değildi. Kent merkezi sazlık ve bataklık olarak adeta bir sivrisinek yatağıydı. Sıtma kol geziyordu. Neredeyse yüksek bölgelerdeki köylerin bile nüfusu Yalova merkezinden fazlaydı. Bu olumsuz durum, Atatürk’ün 1929 yılında Yalova’ya gelişine kadar devam etti. Atatürk buradaki durumu görünce, hemen bir Sıtma Mücadele Ekibi’ni Yalova’ya getirtti. Bu ekip ve vatandaşlar, tüm dere yataklarını temizleyerek çıkan toprak ve kumu, bataklık alanların doldurulmasında kullandılar. Sivrisinek yatakları ve bataklıklar kurutulunca, ilaç tedavisi de devam ettiği için, sıtma hastalığı giderek kontrol altına alınmaya başladı.

Ancak, bütün çabaya rağmen hastalığın önüne birden geçilemedi, mücadele uzun sürdü.

YERLEŞİMİ DÜZENLEMESİ

Atatürk, 1929 yılında Yalova’ya geldiğinde, Yalova’da elektrik, telefon, telgraf, itfaiye ve polis teşkilâtı, hastane gibi sosyal tesisler, kurum ve kuruluşlar ya yoktu, ya da son derece yetersizdi. Kent içi yollar olması gereken gibi değil; merkezi çevre il, ilçe ve köylere bağlayan yollar yok denecek gibiydi. İstanbul’dan Yalova’ya işleyen vapur seferleri düzensizdi.

Yalova’nın içinde bulunduğu durumu çok iyi değerlendiren Atatürk’ün verdiği direktifler ışığında, Yalova nahiyelikten kaza statüsüne yükseltildi ve İstanbul’a bağlandı.

Kent merkezinde harap binalar yıkılarak, bozuk ve dar yollar genişletildi. Karamürsel Caddesi (İstanbul Caddesi), Millet Çiftliği (Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü) yapıldı.

Yalova – Bursa, Yalova – Termal yolları onarılarak geliştirilmeye başlandı.

Seyr-i Sefain İdaresi, Yalova seferlerine tahsis üzere yeni ve süratli vapurlar alırken, vapur seferlerini de daha sık ve düzenli hale getirdi.

Yalova’da 30 kişilik bir Polis Teşkilâtı, arozöz ve tulumbasıyla bir İtfaiye Teşkilâtı kuruldu.

Yalova’da Posta ve Telgraf Merkezi yapılırken, yol kenarlarına telefon ve telgraf direkleri dikildi. Bir hükümet binası, bir belediye binası ve bir polis karakolu yapıldı. Yalova petrol lambaları ile aydınlanırken, elektrik santrali yapıldı, sokaklara elektrik direkleri dikildi ve elektrikle aydınlanma başladı.

Köy sandıkları ve bütçeleri tanzim olundu ve köyler merkeze telefonla bağlandı. Sağlıklı olamayan köy yerleri değiştirildi.

1929 yılında Yalova’da sadece 6 okul varken, bu sayı sadece 1932 yılına kadar 26’yı buldu. Bu günkü Donanma tesisleri olarak adlandırılan yerde, halk için bir Gazino ve Plaj yapıldı.

Halk Eğitim Merkezi olarak kullanılırken, 1999 depreminde zarar gördüğü için yıkılıp, yeniden yapılan bina da, Atatürk’ün direktifleriyle yapılmıştı. Bina, Mimar Sedat Hakkı Eldem’in projesine göre Cumhuriyet Halk Fıkrası Kaza Merkezi olarak yapılmış, daha sonra Halk evi ve Halk Eğitim Merkezi olarak kullanılmıştı.

Yalova’nın ulaşım açısından geleceği ve gelişimini gayet muntazam bir tarzda düzenlemeye özellikle dikkat edilmiştir. Asıl yollar ki, bunlar Karamürsel ve Bursa caddeleriyle, kaplıcalar ve köylere giden yollardır. Bunlar Cumhuriyet Meydanı’nda birleştirilmiştir.

Bütün caddelerin genişlikleri ve adaların ebadı yapı yollar kanununa göre tespit edilmiştir. Mevcut Yalova deresi batısındaki saha, spor alanı olarak düşünülmüştür. Bu münasebetle derenin kenarı tamamen ağaçlandırılmış ve bu yeşil saha, asfaltı geçerek deniz kenarındaki rıhtım boyunca Cumhuriyet Meydanı’na kadar devam ettirilmiş ve buradan da kasaba doğusundaki Millet Çiftliğine kadar varan bu ağaçlar denizden Yalova’yı oldukça seçkin bir şekilde süsleyerek kasabaya bir sayfiye (Yazlık) karakteri vermiştir.

Yalova İmar Plânı hazırlanırken kasabanın 50 senelik gelişmesini sağlayacak bütün çağdaş şehircilikte memleketimizin sosyal esaslarının tatminine çalışılmıştır.

ÖRNEK ÇİFTLİKLER KURMASI

Atatürk, bölge ve ülkemizde tarımın ve hayvancılığın gelişmesini, yetiştiricilikte modern tekniklerin kullanılmasını ve çiftçilerin bu tekniklerle tanıştırılmasını istiyordu. Bu maksatla Yalova’nın doğusundaki Millet Çiftliği (günümüzde Atatürk Bahçe kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü), batısındaki Baltacı Çiftliği’ni (günümüzde Atatürk Tarım İşletmesi Müdürlüğü) satın aldı ve bu çiftliklerin amaçları doğrultusunda kullanılmasına bizzat nezaret etti.

ÇEVREYE ÖNEM VERMESİ

Atatürk’ün kişiliğini oluşturan etkenler arasında, insan sevgisiyle bütünleşen doğa sevgisi önemli bir yer tutar. O, bu sevgi sebebiyledir ki, örnek bir çevre bilincine sahipti. Atatürk’ün Yalova’yı çağdaş bir SUŞEHRİ olarak görme özlemi, kenti olabildiğince yeşillendirmekle hemen hemen özdeşleşmişti. Bu gün Yalova’nın her yerinde bu ilginin çok sayıda izleri vardır.

Yalova’da yeşillik ve ağaç denilince, akla YÜRÜYEN KÖŞK ve tarihi ÇINAR gelir.

Yalova’da çınar ağacı denince, akla gelen yerlerden biri de, yine Atatürk’ün eseri olan Çınarlı Hıyaban’dır.

Atatürk, Baltacı Çiftliği girişinden sonraki 12 kilometre yolu çınarlandırdı. Bu anlamda Termal’i Yalova’ya yeşil kuşakla bağlamış oldu. Dikim 1930 yılı Şubat ve Mart aylarında yapıldı. Fidanlar arası 10 metredir. Ancak, sıralara çapraz gelecek şekilde dikildiğinden daha sıkmış gibi görünür. Böylece her 5 metrede bir çınar vardır. Çapraz dikim aynı zamanda ağaçların dengeli dallanmasını sağlanmış, böylece yol yeşil bir tünele dönüştürülmüştür.

Dikkat çekici husus, bu çınar fidanlarının Anadolu’nun yerli çınarı olan Doğu Çınarı (Platanus Orientalis) olmalarıdır. Burası, Doğu Çınarı ile bir yol düzenlemesi olduğu için de önemlidir.

Fidanlar, Teşvikiye ve Kocadere’den temin edilmiştir. Baltacı Çiftliği girişinden Termal’e kadar dikilen fidan sayısı 2250’dir. Bakım ve sulama işlerine Atatürk zaman zaman nezaret ederdi. En büyük zevki de, bu yolda arabayla seyahat etmekti.

Gazipaşa Caddesi’ndeki eksiklerde tamamlandı. Ayrıca Yalı Caddesi ve Karamürsel Caddeleri de ağaçlandırıldı.

TERMAL’İ DÜNYACA ÜNLÜ BİR SAĞLIK MERKEZİ YAPMAYA ÇALIŞMASI

Üvezpınar ve Gökçedere arasında, dar bir boğazda bulunan Termal, İ.Ö. Yıllardan beri varlığını sürdürmüş, Roma, Doğu Roma (Bizans) ve Osmanlı dönemlerinde de önemini korumuştu.

Birinci Dünya Savaşı sırasında önemli tahribata uğrayan Termal, Cumhuriyet dönemiyle birlikte tekrar kullanılmaya başlanmıştı ama bu yeterli değildi.

Termal’in tanınan ve en çok beğenilen bir yer olması, Atatürk’ün görmesiyle başladı.

Atatürk, Termal’deki doğal güzelliklere ve şifalı sulara hayran kalmıştı. Bırakılmış, unutulmuş ve bir köşeye terkedilmiş bu cennet köşesini dünyaca ünlü bir sağlık merkezi yapmak için hemen kolları sıvadı. Önemli iş ve çalışmalarının dışında, artık vaktinin büyük bir kısmını Termal’e ayırıyordu.

Kaplıcanın imarı düşünülürken, hem Yalova’nın kalkınmasını, hem de hastaların yanında gelenlerin deniz banyo ihtiyaçlarını karşılamak için, Yalova merkezi ile Baltacı Çiftliği (günümüzde TİGEM) arasına, Termal İşletmesi’ne bağlı, güzel bir gazino ile plaj (günümüzde Donanma Tesisleri) yapıldı.

Dünyanın değişik ülkelerinden, (Amerika 0rijinli Boylu Mazı, Sekoya, Japon Akçaağaç, Pavlonya, Porsuk Ağacı, Arizona Servisi, Mavi Atlas Sediri, Kırkkese Ağacı gibi) nadide tür bitki ve ağaçlar getirilerek Türkiye’nin ilk Canlı Ağaç Müzesi yapıldı.

7 Nisan 1938’de, Yalova Kaplıcaları ile kaplıcalar bölgesine ait hazırlanan harita, onaylandı. Gelecekte, kaplıca arazisine tecavüz olabileceği göz önüne alınarak, 1938 yılında, 3653 sayılı Yalova Kaplıcalarının İşletilmesi ve Kaplıcanın İnkişaf İşlerinin Sıhhat ve Muavenet Vekaletine Bağlı Hükmi Şahsiyeti Haiz Bir Teşekküle Devri Hakkındaki Kanun’un 4 üncü maddesinde belirtildiği şekilde, Kaplıca’nın hududuna bitişik arazide ve sınırdan 500 metre mesafe içinde bina yapımı kısıtlandı ve bir düzene bağlandı.

Termal, sadece şifalı suları ve doğal güzellikleriyle değil, dinler tarihi açısından da ilgi çekici yerlerdendir. Bu amaçla buraya çok sayıda hastane, tapınak vs. tesis yapıldığı bilinmektedir.